Piczo

Log in!
Stay Signed In
Do you want to access your site more quickly on this computer? Check this box, and your username and password will be remembered for two weeks. Click logout to turn this off.

Stay Safe
Do not check this box if you are using a public computer. You don't want anyone seeing your personal info or messing with your site.
Ok, I got it
ANASAYFA
Katar'daki 'saat krizi' nasıl doğdu
Katar'daki gezide olan ve Katar hükümetinin Türk gazetecilere verdiği hediye saatlerlerle ilgili krizin nasıl doğduğunu Samanyolu Genel Yayın Yönetmeni anlattı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Katar ziyareti sırasında Türk gazetecilere verilen hediye saatlerler konusunu köşesine taşıyan Milliyet gazetesi yazarı Serpil Yılmaz'a cevap Samanyolu Haber Genel Yayın Yönetmeni   Ahmet Böken'den geldi.

Katar'daki gezide olan ve Katar hükümetinin Türk gazetecilere verdiği hediye saatlerden alan Samanyolu Haber Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Böken konuyla ilgili Medyatava'ya bir açıklama yaptı. Böken saat olayının perde arkasını ve kolay bir çözümün nasıl krize dönüştürüldüğünü anlattı...  

Sayın Yetkili

Cumhurbaşkanı’nın tarihi Katar gezisinin üstünün çizilip, uyduruk bir saat kriziyle anılacak olması beni gerçekten üzdü. Bizler enerji dar boğazıyla savaşan, her an gazımız kesildi kesilecek endişesiyle yaşayan ve ekonomik istikrarını devam ettirebilmek için mutlaka yeni ve kapsamlı dış yatırımlar çekmek zorunda olan, bir ülkenin gazetecileriyiz.

Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül gezi boyunca bize “bu süreci Katar’la sınırlı görmeyin. Bütün bir körfez olarak değerlendirin” diyordu.   Ve bu bağlamda büyük meblağlı anlaşmalardan, enerji işbirliklerinden, bölgesinde güçlü bir Türkiye vizyonundan bahsediyordu.


Tüm bunların ‘hediye saatleri iade edip etmeme’ konusuyla ne ilgisi var? diyebilirsiniz.  

Çok ilgisi var, şöyle ki;  

Katar seyahatine katılan gazetecilerin, hediye saatleri geri iade etme süreci etik bir refleksle ortaya çıkmış, doğal bir tavırdan çok uzaktı. Bana göre bir, iki gazeteci arkadaşın konuyu alevlendirmesiyle ortaya çıkan bir tür eylemdi. Çünkü bir ülkenin devlet başkanının hediyesini kafasına fırlatır gibi “ben senin hediyeni kabul etmem, beni satın alamazsın” gibi bir çocukça bir tavır, akıl eksikliğinden kaynaklanmıyorsa ancak belli bir amaca yönelik, bir protesto eylemi olarak tanımlanabilir.

Konuyu gündeme getiren arkadaşlara ben Four Seasons otelin lobisinde şöyle dedim:
“Arkadaşlar etik olarak bu saatleri almamak bize uygun bir davranış biçimidir. Ama bu saatleri, toptan buradaki Katarlı yetkililere teslim etmek, diplomatik nezaket açısından yanlış anlaşılmaya sebep olabilir. Saatleri uçakta veya Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı yetkililerimize teslim edelim. Böylece hem almayarak etik davranmış oluruz. Hem de konuyu Katarlılara hissettirmeyerek krize sebep olmayız”
Bunun üzerine bir arkadaş, “Biz diplomat değiliz.” türünden bir açıklama yaptı. Ben de “Cumhurbaşkanımızın heyetinde olduğumuza göre şu anda hepimiz az ya da çok ülkemizi temsil konumundayız. Memleketimizi zor durumda bırakacak bir tavır içine giremeyiz” dedim. Ardından da saati Türkiye’de Cumhurbaşkanlığına teslim etmek üzere oradaki kitapçıkta yer alan listede adımı işaretledim.

Türkiye’ye döndüğümde de Cumhurbaşkanlığı yetkililerine teslim edilmek üzere Ankara Haber Merkezi’nde görev yapan arkadaşlarıma ilettim.

Son söz olarak; sessiz sedasız yapılacak erdemli bir hareketi, “ulusalcı” bir eyleme çevirerek, Türkiye’nin geleceği için çok önemli bir geziyi gölgede bırakma çabasını, hiç de iyi niyetli bulmadığımı belirtmek istiyorum.

Saygılarımla
A.AHMET BÖKEN
Samanyolu Haber TV
Genel yayın Yönetmeni